6 Nisan 2011 Çarşamba

VAKIFLAR MECLİSİ’NDEKİ AZINLIK VAKIFLARI TEMSİLCİSİ ARTIK BİR “ARCHON”

Archonluk; canını ve malını esirgemeden “Megalo İdea” emelleri için ortaya koyabilecek kişilerden (Sadece erkek) oluşan “Paramasonik” bir topluluktur ve merkezi Amerika’dadır. Kökeni Bizans’a hatta Roma’ya kadar uzanmaktadır ve o devirde; kilisenin ya da imparatorun üst düzey asker/yargıçlara verdiği bir ünvandı.   

1453’te İstanbul’un fethi sonrasında Hıristiyan Bizans’ın sona ermesiyle, Patrikhane İslamiyet’e karşı tek başına Ortodoks tebaayı koruma ve kollama görevini üstlenmiş ve Ortodoks cemaatin İslamlaştırılmasını engellemek adına “devlet içinde devlet(imperium in imperia) anlayışıyla yeni bir yapılandırmaya gitmiştir.  (Bu ifadedeler; Patrikhane’nin http://www.ec-patr.org web sitesinde, archonlar hakkında, “Aristis Panotis” imzasıyla, Yunanca olarak yayınlanan araştırma yazısından aynen alınmıştır.) 

Patrikhane günümüzde; kilise mensubu din adamları dışında “sivil” şahıslardan yararlanmayı amaçlanmakta, lobi kabiliyeti yüksek olan Amerikalı zengin işadamları arasından, kendi idealarına gönül vermiş olanlara “Archon” ünvanı vermektedir ve bu unvan Yunan/Rum asıllı olan kişiler arasında fevkalade itibar sahibi telakki edilmektedir. Burada Patriğin bir “devlet başkanı” ya da “imparator” gibi, Bizans döneminde kullanılan çeşitli ünvanları (Offikia) da “archon” kisvesi altında verdiği gözlenmektedir. Mesela, “Logothesis” bu gün bir başbakan ya da dışişleri bakanı, “Rhetor” eğitim bakanı, “Referandarios” ise Patriğin imparator nezdindeki temsilcisi (mihmandarı) v.s.  

Bir başka ifadeyle Fener Rum Patriği’nin başkanlığında sivil ve ruhanilerden oluşan bir “Hükümet” modeli ortaya konmaktadır. Ve bu hükümet sayesinde Ortodoksluk ve Rumluk; Türklük ve İslamiyet’e karşı korunarak bugünlere gelmesi bu şekilde sağlanmıştır.  

Osmanlı İmparatorluğu’nun milliyetçilik akımlarıyla egemenliğinin sarsılmaya başladığı dönemlerde, Küçük Asya ve Trakya’da Rum nüfus göçe zorlanmış ve buralardaki Patrikhane mensupları Avrupa, Amerika ve Avustralya’ya göç ederek Fener Rum Patrikhanesi’nin yurt dışına açılmasını ve faaliyet sahasını genişletmesine yol açmışlardı. Ancak bu esnada 1922, 1942, 1955 ve 1963 yıllarında Patrikhane’yi oluşturan Rum tebaa göç edince, Patrikhane’nin Anadolu’da faaliyet gösteren kilisesi kalmamıştı.  

Bu durumun önüne geçemeyen dönemin Rum Patriği “Athenagoras” çok fazla kişiyi “Archon” unvanıyla donattı ve bu şekilde kilise bağlarının korunmasını amaçladı. Ancak bu arhonların çoğalması karşısında bu archonların bir çatı altında bir “Eterya(dernek) çatısı altında örgütlenmelerini gündeme gelmiş ve Kuzey ve Güney Amerika Başpiskoposu (tescilli Türk düşmanı) Yakovos’un da örgütleyici kişiliğiyle 1966 yılında Amerika’da “Order of Saint Andrew The Apostle Archon of The Ecumenical Patriarchate” adıyla dernekleşti.   

Fener Rum Patriği Bartholomeos 1991 yılında Patrik olmasından sonraki ilk icraatlarından biri Sen Sinod kararıyla merkezi Atina’da olan “Panagia i Pammakaristos” isimli ikinci bir dernek kurmak olmuştur. Bu derneğe Amerika dışındaki tüm archon unvanı verilen kişiler üye olabiliyordu. Bu şekilde Archonlar Biraderliği’ni (The Brotherhood of Archons of the Ecumenical Patriarchate) kurulmuş oldu.Amerika’daki arhonların derneği olan; “Order of Saint Andrew The Apostle”nin faaliyetlerini, http://www.archons.org sitesindeki faaliyet raporlarından kısaca şöyle özetleyebiliriz:

1- Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri nezdinde, Heybeliada Ruhban Okulu konusunda lobi çalışmaları yapmak.
 

2- Patrikhane’nin mülk edinme konusu ve Rum vakıflarının mal varlıklarının iadesini istemek.
 

3- Türk Hükümeti’nin Patrik seçimine ve Sen Sinod’un oluşumuna müdahale etmemesini sağlamak.
 

4- Rum Patrikhanesi’nin "Ekümenizm"liğinin Türkiye tarafında tanınmasını sağlamak. 

Görülüyor ki archonların Fener Rum Patrikhanesi üzerindeki hedeflerine/ideallerine, sadece 2010 içindeki edinimlerini dahi mesnet aldığımızda; adım adım hedefe varılmakta olduğu gözlenmektedir.
 

Patriğin geçmişte, Karadeniz’de yaptığı “sözde” çevrecilik gezilerinde kullanılan “Venizelos” Gemisi de bir archon olan “Kosta Karras”a aittir. Türkiye’deki Archonlar: Atanasios Angelidis, Prodromos Tanasoğlu, Toedosios Karamuratoğlu, Stilyanos Uzunoğlu, Aritis Pasadeos, Pavlos Frekidis, Harilaos Diyamandoğlu, Dimitrios Yuanidis, Atanasios Maditinos, Stefanos Papadopulos ve Vasil Stavridis. Bulgar asıllı olmasına karşın, aynı zamanda Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası üyesi, 33. Dereceli bir mason olan, Bulgar Ortodoks Kiliseleri Vakfı üyesi Dimitri Atanasof da archon yapılanlar arasındadır.
 

Archonların Türkiye’de çok aktif olmalarına karşın, Bartholomeos göreve geldikten sonra, Amerika Büyükelçisi “Eric Edelman”ın verdiği bir resepsiyonla kamuoyunun gündemine geldiler. 



Kasım 2004’te kamuoyu bir Başbakanlık genelgesi ile şaşkınlığa uğradı. 29 Kasım 2004 Tarih ve 16148 sayılı, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer imzalı bu genelge; ABD Büyükelçisi’nin 2 Aralık’ta archonlarla birlikte düzenleyeceği resepsiyon ve yemek davetiyesinde Rum Patriği için “Ekümenik” sıfatı kullanıldığından, Türkiye’deki tüm resmi makam temsilcileri bu davete katılmamaları için uyarıldı.




Bu genelge archonlarda ve ABD Büyükelçisinde beklenenin tam tersi bir etki yaparak adeta Türkiye Cumhuriyeti aleyhine bir kampanya halini aldı. Kendini bilmez ABD Büyükelçisi Edelmann “Bunları not aldık.” diye talihsiz bir açıklamada bulundu. En sonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şu açıklamayı yaptı. “Ekümenik sıfatının kullanılması yanlış”. Edelman’dan sonraki ABD Büyükelçisi “Ross Wilson” da Türkiye’ye hareketinden birkaç gün evvel, Amerika’daki Archonlarla birlikte bir yemek yemiş ve “bilgilendirilmiş”tir!

Şimdi Türkiye’deki archonlar arasına parlak bir kişi daha katıldı. Bu kişi çeşitli Rum vakıflarında ve derneklerinde görev alan, “Bartholomeos’un Prensi” şeklinde de nitelendirilebilecek olan “Pandeli Laki Vingas”a 25 Mart 2011’de “Boyacıköy Rum Kilisesi”nde “archon” ünvanı verildi.

Pandeli Laki Vingas; Yeni Vakıflar Kanunu’nun, 41. Maddesi gereğince 28 Aralık 2008’de yapılan “Vakıflar Meclisi’ne “Azınlık Vakıfları Temsilcisi” olarak seçilen kişidir.

Bu seçim, akabinde birçok tartışma ortaya atılmıştı. Zira Ermeni vakıfları temsilcilerinin bir kısmının “Vingas”a oy verdiği seçimden sonra anlaşıldı. Ermeni vakıflarının adayı olan “Simon Çekem”in bu konuda beyanatları olmuş ve bu durumu “Bizim için üzücü bir durum. Çünkü meclise aday sokabilecekken kendi kendimizi sabote etmiş olduk” şeklinde tanımlamıştı.

Sonradan anlaşıldı ki bu sonuç; Rum Patrikhane’sinin usta bayan avukatının, fevkalade ustaca yaptığı kulis çalışmalarının semeresiydi. Bu meclis rutinde (başka bir program olmadığında) 15 günde bir toplanmaktadır. Ve görülüyor ki “Pandeli Laki Vingas” Ankara’da, sadece Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde değil her yerde çok sevilmektedir.

“Pandeli Laki Vingas” artık bir “Archon”dur.


http://www.ilk-kursun.com

Archonluk ile ilgili daha fazla bilgiyi; 2010 yılında yayımladığımız ”PATRİKHANE ile MÜCADELEM” adlı kitabımızda bulabilirsiniz.