5 Aralık 2010 Pazar

YUNANLILAR'IN KİN'İ HİÇ BİTMEZ



İstanbul Rum Patrikliği; Hilton Oteli’nin ağır müşterilerindendir. Burada belirli aralıklarla Rum Patrikhanesi’nin düzenlediği, ya da sponsor olduğu konferans ve benzeri etkinlikler yapılır. 21 Şubat 2010 tarihinde Yunanlı tanınmış ses sanatçısı Eleni Tsaligopoulou, “Yunan Radyo Televizyon (ERT) Orkestrası” eşliğinde bir konser verdi Konser; Patrikhanenin himaye ve desteğinde yapıldı. Rum Patriği konserde bulundu, bir konuşma yaptı ve Eleni Tsaligopoulou ile orkestrayı kutladı çiçek verdi. Davetliler bu vesile ile güzel bir dinleti eşliğinde Patriğin yaptığı konuşmada verdiği ”ince” mesajları dinlediler ve çok “mutlu” oldular.

2002’de benim açtığım bir davanın, Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2007/5603 sayılı ve 13 Haziran 2007 tarihli ilamı uyarınca onanması sonucunda; Rum Patrikhanesi’nin Ekümenik vasfının yasalarımıza göre kabulünün mümkün olmadığı bir karara bağlanmıştı. Bu karar; şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin elindeki, Rum Patrikhanesi’nin Ekümeniklik ısrarının yasal olmadığının en büyük argümanıdır.

Bu karara istinaden 11 Temmuz 2007’de yine Hilton Oteli’nde yapılan Ortodoks Gençliği Konferansı’nın sonrasında Patrikhane ile ilgili olan Yargıtay kararını soran Türk gazetecilere,  Rum Patriği Bartholomeos tarafından verilen beyanatta şu ifadeler yer aldı: “Patrikhanemiz 6. Asır’dan beri Ekümenik’tir. Bu tarihi bir unvandır.” Bunun üzerine Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir suç duyurusu yaptım ve soruşturma başlattım. Hep aynı yer, hep Hilton Oteli Kongre Merkezi! İşte yine bu kez de orada yapılan bir konser hakkında birkaç söz yazmak durumundayım. Bu konser ile ilgili bu gün elime geçen birkaç fotoğrafı bu yazı ile sizlere sunmaya karar verdim.

Medyamızın “iyimser”leri, “entellektüel”lerimiz, “sempatizan” akademisyenlerimiz, çok onurlandırılarak çağırıldıkları bu konseri büyük bir huşu içinde izlediler.

Tamam! Elbette bu komşu ülkenin sanatçıları, burada bir patrikhane olmasa da gelmeli, konserler vermeli ve kültürlerin kaynaşması olmalı. Buraya kadar bir sorun yok. Bu sanatçılar buraya kadar gelmiş ve mademki burada Rum kiliseleri ve Patrikhane var. Neden bu dini yerleri ziyaret etmesinler? Neden Patriği ziyaret edip elini öpmesinler? Çok doğal ve olmalı da... Ama o “ünlü” Yunanlı ses sanatçısı neden adı “Kin Kapısı” olan bir kapının ardında illaki poz verir?  “Orada bir Osmanlı Padişahı, Şehzadesi ya da Şeyhülislamı asılmadıkça o kapı açılmasın” diye verilen o meşhur fetva uyarınca asırlardır kapalı olan, tüm gelen başka devletlerin başkanlarının yan kapıdan içeri alındığı ve adı “kin” ile simgeleşmiş o kapının arkasında illaki bir anı fotoğrafı çektirilir? Bu sorular uzar durur ve Türklere duyulan kin hiç bitmez. Ne denirse densin. Sanatçı da olsa politikacı da olsa hep bu kafalar hep aynı. O simgenin ardında, o “kinin ardında “anı” olmadan dönülmez.

Eleni Tsaligopoulou ve sanatçılar, Rum Patrikhanesi’ne ziyaret de yaptılar, burada Rum Patriği Bartholomeos’un iltifatına mazhar oldular. Sonra da “anı”larını çektirip memleketlerine döndüler. Şimdi o “kalemşör”lere, “entelektüel”lere,  “sempatizan”lara soruyorum! Orada bu “hanımefendi”nin elini sıkmak için sıraya dizilenlere soruyorum! Orada size sunulan “yapmacık” gülümsemeye bakmayın. “Aaaa ne iyi kadın, ne kadar da Türkleri seviyormuş” demeyin! Size o şarkıcının, Patriğin yanındaki o içten gülümsemesinin, “Kin Kapısı”nın ardında fotoğraf çektirirken nasıl değiştiğini ve “gerçek” suratının nasıl ortaya çıktığını gösteriyorum.